Feromon Nedir

Bu makalemizde bilimin ilgi çekici bulduğu ve her geçen gün bizleri şaşırtmaya devam eden feromon hakkında genel bilgilere ve yapılan ilk araştırmalara yer vereceğiz

Feromon Nedir, Sözcük Anlamı ve İlk Tespit

Her canlıda bulunmayan, fakat bazı canlılarda tespit edilen ”feromon” genel olarak kendi türleri içerisindeki yaşamsal faaliyetleri, sosyal ilişkileri, üreme vb. gibi çeşitli etkenleri düzenlemede büyük rol oynayan ve çok özel işlevlere sahip, vücut dışına salgılanan özel kimyasal maddeler olarak adlandırılır. Yunanca kökenli olan bu sözcük ”hormon taşıyan” anlamını ifade etmektedir.

İlk araştırma ve gözlemler 1800 yıllarında yapılmaya başlanmış ve 1959 yılında ipek böceklerinde feromon olduğu tespit edilmiştir.

Feromon Nedir

Feromon Nedir

Feromonal Değer

Feromon olarak sosyal etkileşim sağlayan canlılar için bilgi edinirken, dikkat edilmesi gereken çok önemli bir konuyu şu şekilde açıklayabiliriz, her türün feromonal etkileşimde kullanılan hormonal madde kendine özgüdür. İçerdiği kimyasal salgılar aynıdır. Örnek olarak bir karınca başka bir karınca ile etkileşim sağladığında iletilecek mesajı içeren formülde salgılayan karınca ve bu mesajı algılayan karınca aynı mesajdan haberdardır.

Feromonlar üzerine bir çok bilimsel araştırma yapılmış ve halen bu araştırmalar devam etmektedir. Bir çok canlıda feromon olduğu tespit edilirken bunlardan bazıları kurbağalar, örümcekler, sürüngenler ile memeliler gibi canlılar. Kuşların ise feromon hormonuna sahip olmadığı belirtilmiştir.

Feromon, genellikle bazı canlılarda aynı türler arasında ki sosyal hayatı düzenleyen kokusuz, uçucu kimyasal maddeler olarak adlandırılır. Bazı canlılar ve hayvanlar, çevresel ve yaşamsal faktörleri düzenlemek ve belirli ihtiyaçlarını karşılamak için aynı türlere özel, spesiyal mekanizmalar kullanarak yaşam faaliyetlerine devam ederler, kesin bir kanıya sahip olmamakla birlikte, bilimsel araştırmalar bu etkileşimin kimyasal bir faktör ”feromonlar” olduğunu vurgulamaktadır.

Feromonlar Nasıl Algılanır ve Genel İşlevleri

Feromonlar genellikle koklama duyusu ile algılanır. Burun içerisinde yer alan yardımcı koku alma duyusu ”Jacobson” yada ”Vomeronasal” organı bu işlevi yapan bir yapıya sahiptir. Özel bileşenleri algılayan tüm canlıların bu organa sahip olduğu söylenemez. Fakat genel olarak bir çok canlı feromonları Jacobson organı tarafından algılar. Örnek oluşturması açısından yılan, kedi, fare, köpek, kertenkele, inek, fil gibi bir çok hayvan bu organa sahip olduğu ve işlevlerinin halen devam ettiği bilinmektedir.

Genel işlevleri bir canlıdan salgılandıktan sonra, ayı türde başka canlıların davranışlarını etkileyebilecek ve kimyasal bir mesaj niteliği taşıyan feromon türleri bulunmaktadır. En fazla bilinen feromonlar uyarı (ikaz) feromonları eşeysel pheromone ve iz feromonları olduğu bilinmektedir. Bunlar dışında bir çok gözlemde farklı pheromones türleri tespit edilmiştir.

Bazı canlılara özel vücut dışına salgılanan feromonların 7-8 km gibi yayılma kapasitelerinin olduğu ve bu şekilde bazı canlılar arasında bir etkileşim sağlayarak sosyal yaşam faktörlerini yerine getirdiği belirtilmektedir. Uzaklık, yakınlık, sıcaklık, nem, soğuk hava yada basınç gibi hava koşulları feromonların etki mesafesini azaltan veya çoğaltan bir sebep olarak gösterilmektedir.

İlk Bilimsel Araştırma ve Gözlemler

1930 yılının ilk zamanları içerisinde entomolog (böcek bilimci) Bethe yaptığı araştırmada böceklerin endohormonları ve ektohormonları (karşı tarafta, fizyolojik veya davranışsal etki yaratan mesajcı hormonlar) vücut dışına salgılanan hormonlar olarak tanımladı. Ektohormonlar ayrıca homohormonlar olarak isimlendirilen intraspesifik (tür içi) tesirleri olan kimyasallara ve alloio hormonlar olarak adlandırılan, kesişen etkilere sahip olanlara ayrılmıştır. 1959’da Karlson ve Lüscher homoiohormone terimini ”feromon” olarak değiştirdiler.

İlk olarak yapılan araştırmalarda, Dişi kelebeğin (Lasiocampa quercus) salgıladığı bir maddenin karşı cinsi olan erkek kelebekleri cezbettiği ve aynı bölgede var olan kokuların bu oluşumu bloke edemediği ilk olarak 1800’lerin son dönemlerinde gözlemlenmiş olmasına rağmen ilk feromon 1959 yılında Butenandt ve arkadaşlarının çalışmasıyla yetişkin olan ipek böceklerinde bulunmuştur. Bu feromon güçlü ve eşeysel çekim feromonudur.

Alman araştırmacılardan oluşan bir ekip bu gözlemi izole edebilmek için uzun zaman çaba sarf ederek yaklaşık 500.000 dişi ipek böceğinin karnında bulunan bezleri aldıktan sonra, enteresan bir madde bulmuşlardır. Bu maddenin çok az bir miktarı bile erkek ipek böceklerinin dişileri kendilerine çekebilmek için özel bir dans tutumuna başlamalarına neden olmaktadır. Özetle diyebiliriz ki bu madde erkek olan ipek böceklerine dişilerden bir tür kimyasal mesaj iletimi olarak adlandırabiliriz. Araştırma bu maddenin çok uzak mesafelerden bile algılanabileceğini göstermektedir. Butenandt ve arkadaşları sadece bir dişi ipek böceğinin taşıdığı feromonun hepsini bıraktığını varsayarak, çok az bir zaman içerisinde bir çok erkek ipek böceğini kendisine çekebileceğini hesaplanmıştır.

Wigglesworth, 1972; Demirsoy, 1955 Araştırma ve Gözlem

Yukarıdaki araştırmaya benzer diğer bir yapılan araştırmada, bazı dişi hayvanların üreme zamanı geldiğinde bu zamanı hem cinslerinin erkek hayvanlarına bildirmesini feromonlar üzerinden sağladığı gözlemlenmiştir. Karıncalarında sosyal yaşamlarının düzenli bir şekilde gerçekleştirmelerinde kimyasal salgıların etkisi olduğu, Kraliçe arı dışında diğer arıların üremelerini engelleyerek, sosyal statü de işçi arılar olarak çalışmalarını sağlamada yine feromonlar sayesinde gerçekleştirildiği bilinmektedir.

Sade, 2007; Breithought ve Theili 2011 Araştırma ve Gözlem

Feromonların belirgin özelliklerinden biriside iz feromonlarıdır. Karıncalar ve bal arılarının yuvalarından çok uzak mesefelere gitseler bile feromonlar sayesinde yuvalarını buldukları, bazı böcekler tehlikeli bir durum algıladıkları zaman bir araya toplanarak korunmaları da feromonun işlevleri arasında gösterilmektedir.

Bir çok hayvan yaşadıkları çevreye yer sahiplenme gibi bir çok davranış sergilerler, belirtilen davranışın çevresel koşullar içerisinde herhangi bir tehlikenin gelmemesi durumu, türler arasında sosyal yaşamın ayarlanması gibi etkenleri oluşturur, bu tür feromonlar ise ”yer sahiplenme” feromonları olarak adlandırılır. Başka bir örnekte ise aralarında uzak mesafe olmasına karşın çiftleşmek için bira araya gelen böcek veya diğer canlılar, bu etkileşimi ve aralarındaki haberleşmeyi feromonlar sayesinde gerçekleştirirler.

2 Comments

  1. Firat Mart 19, 2018
  2. Gyui Mayıs 13, 2018

Sizde Yazın